- Mustafa Ay

Merhaba Abdülhamit, merhaba Hakkı. Bu sayıda sefer ve seferilik üzerine konuşalım. Sefer nedir diye düşündüğüm zaman bunun kalbî/ruhî bir etkinlik, deruni bir yolculuk olduğu bende şekilleniyor. Sefere çıkan da seferi tabi ki. İnsan kendi varlığının dışına çıkmak ve aşkın bir ruhi mertebeye ulaşmak için bu yolculuğa çıkar ya da özler. Bana öyle geliyor ki sefere çıkan kişinin öncelikle bulunduğu durumdan, çevreden, görüp işittiklerinden memnun olmaması gerekir. Sefere dair sizler ne söylemek istersiniz?

 

- İsmail Hakkı Çetin

Sefer denilince aklımda manevi bir süreç canlanıyor. Akıldan akla, akıldan kalbe ve kalpten kalbe bir yolculuk izleyerek insanın adeta eğitildiği ehlileştirildiği bedenî ve kalbî bir yolculuk. Büyüklerimizin söylediği gibi “insan yolda yetişir” sözü hem maddi hem de manevi seferîliğin önemi anlatıyor bizlere. Abdülhamit sen ne söylemek istersin bu konuda?

 

- Abdulhamid Yazar

Hakkı gördüm ki sefer ve seferî kelimelerini içsel ve metafizik anlamlarıyla anlamışız hepimiz. Bence de sefer, üzerinde ciddi ve hakiki bir tefekküre layık bir şeydir. İnsanın seferinin çapını hakkıyla anlayabilmek, gerçekte insanı anlayabilmek olabilir. İnsan daimi bir hicret halindedir. Hicret bir seferdir. Bir yerden bir yere harekettir. Düşünelim, insanoğlu dünyaya cennetten sefer etmiş değil midir? Bakınız dünyayla olan bağımız zaten bir seferilik halidir. Dünyaya gelişimiz bir seferdir, seferilik serüvenimiz ilk insanla başlamıştır. Yani babası seferi olan insanlarız, daha olsun?

 

- Mustafa Ay

İkinize de teşekkür ederim. Sefer malum iki geri bir ileri de olsa devam eden bir şey, ölen ve dirilen. Yalnız bazen durduğunu hissederiz ilerleme ve gerilemenin. Bu bağlamda Emil Cioran; hayatın bir Pazar öğleden sonrasına dönüştüğünü, zamanın ve evrenin sonunun geldiğini söylüyor. öyle ki artık işlemeyen bir saat gibi zamanın, hayatın durmasını betimliyor. Aşkın işlevini ise insanı yaralayan, ölçüsüz ve acımasız Pazar öğleden sonralarına dayanmamıza yardım etmesi olarak açıklıyor, sizce nasıl?

 

- Abdulhamid Yazar

Hayatın kendisi bizatihi seferse hayat zor bir şeydir şüphesiz. Aslında Müslüman için bu sefer harika bir şey değildir, Müslüman için ve insanlığını unutmamış insanlar için. Cioran da insanlığını unutmamış bir insan olarak bunun farkına varmış anlaşılan. Cioran'ın aşk üzerine söylediklerine ise nispeten katılabilirim.

 

- İsmail Hakkı Çetin

Ben de Abdülhamit'in söylediklerine katılıyorum. Müslüman için çok da harika bir şey değil dünyanın seferiliği. Dünya için Müslümanın cehennemi denir. Kafirin cenneti Müslümanın cehennemidir. Dünya asıl yaşam olan ahiret hayatı için de bunun tam tersini düşünebiliriz. Neşet Ertaş da bize şu sözleri ile ortaklık ediyor, dünyanın geçiciliği ve sefil seferiliği ile ilgili;

Cahildim dünyanın rengine kandım

Hayale aldandım boşuna yandım”

 

- Abdulhamid Yazar

Seferi hep manevi bakımdan yorumladık. Her şeyin zahiri ve batını az çok birbiriyle bağlantılıdır. Maddi bakımdan seferin manevi bakımdan seferle sizce bir bağlantısı var mıdır?

 

- Mustafa Ay

Mekânın insan üzerinde birçok etkisinin olduğu söylenir. Ben nereye gitsem kendimi de orada beni bekler buldum. İsmet özel mataramda tuzlu su şiirinde “uzun yola çıkmaya hüküm giydim” diyor. Belki de bu hükmü beklemek gerekiyor. Mutlak irade sahibinin dışında insanın bir yere gidebileceğini düşünmüyorum. ÂşıkVeysel ise;

“gönül sana nasihatim çağrılmazsan varma gönül

Seni sevmezse bir güzel bağlanıp da durma gönül”

diyor. Buna inanıyorum. Yani üstün olan bir iradenin çağrısına ve bir hüsn-ü kabule. Aksi halde gitmenin bir anlamı olmuyor.

 

- İsmail Hakkı Çetin

Evet gitmek yüksek iradenin hükmüdür. Onun iradesi dışında hiçbir şey olmaz, gidilemez, kalınamaz. O mülk sahibi dilediği zaman ol der ve dilediği olur. İnsan gitmekte ve kalmaktaki acizliğin arasında bir yerlerde kendini aramaktadır. Kendini aramakla bile avunan insan nasıl aciz olmasın. Aradığı ve gittiği yol temiz ise insan insandır. Aradığı Rabbi, gittiği yol da Hak yol ise insan zaten kendini bulmuştur.

 

- Abdulhamid Yazar

Eyvallah… Hakikaten maddi sefer ve seferilik birbirleriyle bağlantılı şeyler. Birçok sufinin gezgin olması, aşka düşenlerin dere tepe, gece gündüz yürüyedurmaları hep içlerinde manevi seferin dışa vurumudur diye zannederim. Hadis-i Şerif diye de rivayet edilen, “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” şeklindeki söz de maddi seferin manevi ferahlığa yol olduğuna işaret ediyor olsa gerek. İnsan kalanın seferi tükenmez, tükenemez. Rabbim şerden hayra, hayırdan da daha hayırlısına yönlendirsin seferimizi.

 

- Mustafa Ay

Amin,  ikinize de teşekkür ederim.

İletişime geç: dergi@seferidergisi.com

seferidergisi@gmail.com

Bizi TakipEdin

Tasarım  I  Adnan Tanır