Özet ve Detaylar

Seri aslında 2012'de Dağ 1 filmi ile başladı. Konu sürekli kavga eden  kısa dönem Oğuz ve uzun dönem Bekir'in bir pusu sonrası hayatta kalma mücadelesi ve anımsadıkları geçmişleriydi. Serinin bu filmi ise Kuzey Irak'ta IŞİD tarafından infaz edilmek istenen gazeteci Ceyda Balaban'ı kurtarmayı amaçlayan yedi kişilik "Fırtına Getiren" timinin yaşadıklarını konu alıyor. Filmde operasyonu Bordo Bereliler yönetiyor. İlk filmde teröristlerin elinden kurtulan Oğuz ve Bekir de özel kuvvetlere katılıyor ve IŞİD terör örgütünü bitirme planları beyazperdeye yansıyor. Dağ 2 filmi Türk sineması açısından birçok ilke sahip. Film ekibi, devam filmini yapmaları için aldıkları binlerce maili hâlâ sakladıklarını söylüyor ve bu filmi, izleyicilerden gelen yoğun istek üzerine çektiklerini belirtiyorlar.

 

Filmin çekimleri Genel Kurmay Başkanlığının desteğinde gerçekleşiyor ve Dağ 2; Türk sinema tarihinin, karargah dışında gerçek taarruz tüfeğinin kullanıldığı ilk filmi oluyor. Ayrıca filmde Bordo Bereliler'in kullandıkları silahların hepsi "Türk Malı"dır. Filmde hikayesi anlatılan "Fırtına Getiren" timinin askerlerini oynayan oyuncular zorlu bir eğitim sürecinden geçiyorlar; 3 ay boyunca kondüsyon ve operasyonel teknikler konusunda eğitim alıyorlar. Eğirdir Dağ Komando Okulunda çekilen Özel Kuvvetlerin komando sahneleri için oyuncular, gerçek eğitim parkurlarında çalışıyorlar. Oyuncular uçağın içinde ve dışında gerçekleşen bu sahnede, yaklaşık 22 kilogramlık ekipmanlarını ve 15 kilogramlık savaş teçhizatlarını gün boyu üzerlerinde taşıyorlar.

 

Film Eleştirisi

Film, "Bu film Ömer Halisdemir, Harun Kılınç, Yunus Emre Uçar ve Türk Silahlı Kuvvetlerine ithaf edilmiştir." notuyla etkileyici bir giriş yapıyor ve bu etki bütün film boyunca devam ediyor. Dağ 2; özü itibarıyla Astsubay Ömerlerin, doğuda şehit olmuş genç Teğmen Harun Kılınçların ve yine doğuda şehit olmuş Uzman Erbaş Yunus Emre Uçarların hikayesini anlatıyor bizlere. Filmdeki karakterlerin isimleri, rütbeleri, görevleri farklı fakat kahramanlıkları, sevdaları ve uğruna canlarını feda ettikleri şey aynı. "Vatan!”

 

Sınırlarımıza dayanan hatta içimize kadar sokulan IŞİD terörünü cesurca anlatıyor film bizlere. Filmde kurtarılmak istenen Gazeteci Ceyda'nın siyasi görüşüne, savaş karşıtlığına, anti-militarizm içeren duygularına ve hatta hükümet düşmanlığına bakılmaksızın sadece Türkiye vatandaşı olduğu için kurtarılmak istenmesi göğsünüzün kabarmasına sebep oluyor. Filmde, konusu anlatılan coğrafyanın sahip olduğu bereketin ve güzelliklerin, meydana gelen savaşlar ve yıkımlar nedeniyle yok olmasını ve o coğrafyanın yaşanamaz hale geldiğini gözler önüne seriyor. O coğrafyanın insanının bütün yıkımlara, katliamlara, zorluklara rağmen pes etmeyip, hâlâ bir şeyleri değiştirebileceklerine olan inançlarını anlatıyor. Vefalı Türk milletini hâlâ umut dolu gözlerle bekleyen insanların var olduğunu, sancağımızın gölgesinin hâlâ insanları serinlettiğini dramatize ederek ve duru bir anlatımla seyirciye aktarıyor. Bunu yaparken de hafızlarınızı harekete geçirerek sizi tarihî bir yolculuğa çıkarıyor.

 

Dağ 2; askerlerde oluşan savaş psikolojisinin neticelerini, gündelik hayatlarına nasıl etki ettiğini, filmin savaş sahnelerinin aralarında geri dönütlerle izleyiciye aktarıyor. Yönetmen bu sahnelerle; asker ve ordu mensuplarının disiplin ve savaş ortamında fazla bulunmalarından dolayı yaşadıkları travmaların neler olduğunu, duygularının kayboluşunu, insan öldürmenin getirdiği olumsuz etkileri izleyiciye anlatıyor. Film izleyicisine, bu hayatı seçen insanların da aslında bizler gibi olduğunu, gündelik hayatları, aileleri, aşkları, sevinçleri, hüzünleri olduğunu gayet başarılı bir şekilde aktarıyor.

 

Filmin, sahne teknikleri açısından kendi alanında, Türkiye standartlarının çok üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Yaşanan çatışma sahnelerinin uyandırdığı gerçeklik hissi oldukça yüksek tasarlanmış.

 

Yönetmen ele aldığı konuyu farklı bir bakış açısı ile terör-terörizm  gibi hassas mevzulara değinerek ve karakter analizlerini de ustaca yansıtarak uluslararası standartta bir film ortaya çıkartmış. Ayrıca filmde yer alan oyuncuların performansları  üst seviyede  ve oldukça başarılıydı. Bir filmi izlerken duyguların karşı tarafa daha iyi aktarılabilmesi için seçilen müziklerin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dağ 2'nin müzikleri de bu anlamda çok başarılıydı. Filmin benim açımdan tek eksik yönü manevi olay ve karaktere fazla yer verilmemiş olmasıydı. Bu tercihi yönetmenin sonraki çekeceği filmlerde kullanacağını umarak, eleştiri faslını kapatıp filmden çıktıktan sonra ilk olarak neler hissettiğimi ve neler düşündüğümü sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Filmden çıktıktan sonra ilk olarak kasıla kasıla ve gururlanarak -vay be artık bizim de Hollywood tarzı savaş filmimiz var- dediğimi hatırlıyorum. Ülkece içinde bulunduğumuz bu sıkıntılı günlerde milli ve vatani duyguları bu derece üst perdeden yansıtan bir filme gerçekten ihtiyacımız vardı. Yönetmen-Yazar Alper Çağlar her ne kadar filmin böyle bir sürece tesadüf ettiğini söylese de bence yerinde bir tevafuk olmuş. Ülke olarak  derdimizin ne olduğunu, neyin doğru neyin yanlış olduğunu, suçlunun kim mazlumun kim olduğunu önce kendi insanımıza anlatıp idrak ettikten sonra başkalarına da anlatabilmek için böyle filmlere, dizilere, müziklere, sanatta ve edebiyatta aklınıza gelebilecek her ne yöntem varsa bütün bunların fazlaca kullanılmasına ihtiyacımız var. Batılılar yıllarca bunu kullandılar. Haksız ve suçlu oldukları konuları "Hollywood Efect" adı altında sahneleyip kendilerini dünyanın koruyucusu göstererek, parlattıkça parlattılar. Bizim de başkalarının yaptıklarının aksine kurguyu veya olmayanı değil, asıl olanı ve gerçekleri gösterebilmek adına böyle yerli, milli eserlere çokça ihtiyacımızın olduğu büyük bir gerçek.

 

Son olarak filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyor,  filmde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İyi seyirler…

İletişime geç: dergi@seferidergisi.com

seferidergisi@gmail.com

Bizi TakipEdin

Tasarım  I  Adnan Tanır