Uykusu, hani derler ya uyku yarı ölümdür, tam olarak öyleydi. Uykudayken ona ne olduğu, nereye gittiği, ne yaptığı bilinmez; yalnız yüzüne konup onu rahatsız eden sinekleri kovmak için yarı araladığında gözlerini, bir şeyler hatırlar gibi olurdu. Çocukluğundan beri rüya görmüyordu. Çocukken insanın masum olduğu biraz da mahcup olduğu çocukluk yılları. O yıllar uzun uzun rüyalar görürdü, evet hatta karıştırırdı rüya ile gerçeği. Bir keresinde rüyasında abisiyle bir ırmağın kenarında sudan geçen devasa balıkları seyrettiklerini görmüş ve uyandığında abisine kendisini o ırmağa götürmesini istememiş miydi? Ağabeyi şöyle bir başını sallamış ve ne garip bir çocuk oldu bizimki de; benim bildiğim çocuklar komşu evlerin camlarını kırar, türlü haşarılık eder, manavdan elma aşırır, bizimki öyle bir duvarın üstünde sabahtan akşama oturur diye düşünmüştü. Hakkı vardı ağabeyinin. Ama o yıllar çoktan geçmişti. Belki o rüyaları görmek ümidiyle öylece kayıtsız kendinden geçmiş yatıyordu.

 

Yürüyordu, ayaklarına baktı, menziline odaklanmış nereye varması gerektiğini iyi bilen bir ok gibi hızla deviniyordu toprakta. Yerden küçük taşlar etrafa saçılıyor, ıslak ayakkabılarının üstüne toz çöküyordu. Garip bir renkle su ve toprak birleşip çamurlanıyor; hayal ve gerçek,  hüznün rengine boyanıyordu.

 

Elmacık kemikleriyle kaşlarının seyreldiği yerden yaşların kulaklarına doğru aktığını fark etti, gözlerine inanamadı, ne bir sevinç ne de bir duruma üzülmüşlüğü vardı. Gözleri üşüyordu, soğuktan diye düşündü, üşünür mü? Başını geri çekerek iki avucunu gözlerine bastırıp akan yaşları sildi. Onu çeken bir şeyler vardı. Ayakları nerdeyse koşar hızdaydı. Uzakları gözledi. Yalnız bir dağa doğru çekiliyordu. Dağın etrafında ne durup dinlenecek bir ağaç ne satıhta bir dalgalanma ne bir su ne de bir canlı vardı. Yalnızca boşluklar, doldurulamayan çabucak dolan boşluklar vardı. İçi burkuldu güldü kollarını çırptı; kolları, içinden üç günlük yoldu.

 

Bir dünyadan diğerine uyandı. Gözlerini yumdu. Gözlerinin önündeki hayallere tutunmadı.

İletişime geç: dergi@seferidergisi.com

seferidergisi@gmail.com

Bizi TakipEdin

Tasarım  I  Adnan Tanır